İlk Müslümanlardan Zinnîre (r.anha)

Abdüddâr veya Mahzûmoğulları’ndan birine ait Rum asıllı bir câriye olup ilk müslümanlardandır. Zinnîre (çakıl taşı) ismi bazı kaynaklarda Zenbere şeklinde kaydedilmiştir.

Hz. Zinnîre (r.anha) bir köleydi. Peygamberimizin insanları İslamiyet’e davet ettiğini duydu. Re­sû­lul­lah (sav)’e iman edenlere işkenceler edildiğine şahit olmuştu. Bütün bu baskı ve işkencelere rağmen, karşılaşacağı zorlukları kabul ederek Müslüman oldu. Böylece zahiren köle olmakla beraber, manen esirlikten kurtuluyordu.

Zinnîre’nin (r.anha) efendisi katı yürekli bir İslam düşmanıydı. Onun Müslüman olduğunu öğrendiğinde çok sinirlendi. Onu çeşitli işkencelere maruz bırakarak İslamdan vazgeçirmeye çalıştı. Fakat bütün işkence ve baskılara rağmen Zinnîre Nur-u Mübini İslamdan vazgeçmedi.

Bu hadise Müslümanların imanlarını, kâfirlerin ise küfürlerini artırdı. Diğer taraftan, Cenâb-ı Hak ihlas ve samimiyetine binaen Zinnîre (r.anha) Hz. Ebû Bekir’in onlardan satın alıp âzat ettiği yedi “müstaz‘af”tan biridir (diğerleri Bilâl-i Habeşî, Âmir b. Füheyre, Ümmü Ubeys, Nehdiye ve onun kızı ile Benî Amr b. Müemmil’e ait bir câriyedir). Bu sebeple de “Mevlâtü Ebî Bekr” olarak anılır.

Zinnîre’nin (r.anha) âzat edildikten kısa bir süre sonra gözlerinden rahatsızlanıp geçici bir körlük yaşadı. Bunu öğrenen müşrikler, “Lât ve Uzzâ’yı inkâr ettiği için onlar tarafından kör edildi” deyince Zinnîre’nin (r.anha) müşriklerin yanıldığını, putların kendilerine ibadet edenlerden haberi bile olmadığını, onların kimseye ne fayda ne de zarar verebileceğini söyledi, hastalığının Allah’tan geldiğini ifade ederek durumunu O’na havale etti. Ertesi gün iyileşmesine rağmen inanmamakta ısrar eden müşrikler bu durumu “Resûl-i Ekrem’in bir büyüsü” diyerek cehaletlerine devam ettiler. Bu hadise üzerine Ahkâf Sûresi’nin şu mealdeki 11. âyeti nazil oldu:

“O kâfirler, iman edenler hakkında şöyle dediler: ‘Eğer İslamiyet’te bir hayır olsaydı, Müslüman olmak hususunda onlar bizi geçemezlerdi!’ Bununla muvaf­fak olamayınca da, ‘Bu, eski bir yalandır!’ diyecekler.”

Hasbunallahu ve ni’mel vekil ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr”

(“Allah Teala, bize yeter, O ne güzel vekildir. Ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır.”)