Euzu billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim elhamdülillahi rabbil âlemin. Vel akıbetü lilmüttegin. Vesselatü vesselamu ala imamil enbiyai vel mürselin.

Hiç şüphesiz bedeni hastalıklarda ehli olmayana tedavi olmak hastalığın artmasına ve tedavinin artmasına, uzamasına sebep olur. Kalbin manevi hastalıklarda da durumu aynıdır. Bir insanın sağlığı için tıp ve doktor ne kadar gerekli ise dini konularda da mürşidi kâmil ve zikir usulü o kadar önemlidir. Bu iki meslekte tam ehliyet ister. Çünkü birisi can birisi din, iman ile ilgilidir. Kutbul hakkani gavsu semadani imamı rabbani hazretleri mektubatı şerif adlı risalesinde ehliyetsiz doktor hem hastalığı azdırır hem de vücudun yeteneklerini yok eder. İnsanı irşat edecek zat, mürşidi kamil içinde aynı husus ve şartlar geçerlidir diye buyurmuşlardır. Bişri hafi k.s. hazretleride {227/841}mürşidi kamil hakkında şöyle der “Allahu teâlâ Davud aleyhi selama şöyle vah yetti “Ey Davud sakın aramıza, beni unutup dünya ile fitneye düşmüş bir alimi sokma. Yoksa o bu haliyle seni, benim muhabbetimden uzaklaştırır. Fitneye düşmüş alimler bana gelmek isteyen kullarımın yolunu kesenlerdir.” Tasavvuf yolu, kulu terbiye eden ve kalbi manevi kirlerden arındıran bir yoldur. Tasuvvufun kuranı kerimdeki ismi ise tezkiyedir. Bu işin bizim zamanımızda vazifelisi ise resulümüz Muhammed Mustafa aleyhi selamdır. Kalbi inkâr ve isyan kirlerinden temizlemek, Allah cella celaluhu ile huzura kavuşturmakla vazifelendirmiştir. Resulümüzden sonra gelen ümmetinde bu tezkiyeye ihtiyacı vardır. Bu terbiye yi, bu tezkiye yi elde etmek farzdır. İşte burda da gerçek peygamber varisleri mürşidi kâmiller devreye giriyor. Bu işi ancak bu devirde onlar tezkiye etmekle arındırmakla vazifelidir. Kamil bir mürşidin manen hasta kalpleri rabbani ilaçlarla tedavi etmek ve onu aslı üzerine tertemiz hale getirmekle yükümlüdür. Mürşidi kâmiller pek çok kişinin hidayetine vesile olurlar. Zamanımızda tarikat ehli az olduğu için insanlar isyana düşmektedir. Ne yazık ki irşat ehli zatlar devrimizde azdır. Kuranı kerimde geçtiği üzere {isra 71} Allahu Teâlâ herkesi dünyadaki dostuyla beraber huzuruna çağıracaktır. Rızaenlillah toplananlar hariç bütün dostlar birbirinin düşmanı olacak hatta akıbetlerini görünce birbirlerine lanet edeceklerdir. Böylesine bi hakikat var iken insan önderini iyi seçmeli. Yoksa Allah aşığı olmayan kimseye tabi olduğu vakit hazin son herkesçe artıkayan ve malumdur. Zira zuri mahşere kadar kuranı kerimin ve sünneti Muhammed aleyhi selamın emirlerini yerine getirecek kişiler muhakkak her zaman olacaktır. Gerçek bu iken {mürşidler eskiden olurdu, bu devirde evliya olmaz} diyen kimseler ap açık koyu cehaletin köleliğinden başka hiç bir şey yapmadıkları malumdur. Hâlbuki hepimizden istenen emiri kuran ve sünneti resulullaha tabi talim olmaktır. Buda ancak o zatın eliyle, duasıyla, himmetiyle olacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Bu zatların hedefi kullara tasavvufu öğretip yaşamak ve yaşatmak, yaşanılmasına rızaenlillah vesile olmaktır. Rabbim hakiki dostunu bulmayı buldurmayı, bulduktan sonrada layık bir evlat olmayı cümlemize nasip etsin. İrşatla vazifeli olan zatta bulunması gereken asli vasıflar beştir.

 

1- haşyet

2- huşu

3- tevazu

4- husnul hulk{güzel ahlak}

5- zühd

 

Şimdi bunları kısa bir şekilde açıklayalım.

1- Dedik ki haşyet; sevgiliyi ya üzersem korkusuyla olmaktır ki yüce Rab’ımız kuranı kerimde ki müjdesi hepimizce malumuzdur. Surei fatırda 28. ayeti kerimede Allahtan hakkıyla ancak alimeler korkar. Müfessirin buradaki alimden kasıt evliyaullah, mürşidi kiram hazeratıdır buyurmuşlardır.

 

2- Dedik ki huşu; Allah’ın emirlerine şek ve  şüphe olmaksızın huzur içinde amil olmak, verilen emire imtisal olmak ,yerine getirmektir.

 

3- Dedik ki tevazu; herkese Allahu Teâlâ’nın değer verdiği kadar değer verebilmek ve kendini ilahi rahmetullaha en muhtaç görmektir. Bu ahlakın en güzelidir. Kuran’ı kerimde bu hususta ayeti kerime ve resulümüzden de haberler varit olmuştur.

 

4- Dedik ki güzel ahlak; insanları Allah rızası için candan sevmeyen kişi asla bu hale vakıf olamayacağı malumdur. Rabbani âlimler yani mürşidi kamil hazeratı ümmet kim ne halde geldiyse kabul edip kareşim hitabına almıştır ki işte bu güzel ahlakın en zirve noktasıdır. Buda rıza doktoru olmadan hasıl olmayacağı malumdur.

 

5- Dedik ki zühd; Allahu Teâlâ’dan başka hiç bir şeye kalbi bağlamamak eldeki mala değil alemlerin rabbi olan zül celali vel kemal olan Allahu Teâlâ’ya güvenmektir.

 

İşte bu sıfatlar hangi alimde olsa o alime mürşit veya arifi billah denir. Rıza kapısının hadimi denir ki o zata bende olan yarın zuri mahşerde bayram edeceğinden şek şüphe yoktur.

Bu halde alim ilacı tarif eder, arif ise hastalığı tedavi eder. Alim ibadeti öğretiyor, arif kutbullah mürşidi kamil ise oz atı sevdiriyor. Tasavvuf yolunun büyüklerinden Ebu talib el mekki { doğum tarihi bilinmiyor vefat tarihi 386 } hazretleri şöyle buyurmuşlardır, evliya ullah olan zatlar kalp doktorudur. Manevi doktorlardır buyurmuşlardır. Evliya olan zat ergenlik çağında ölünceye kadar hazreti rahman olan Allaha ibadetle hayatlarını geçirirler. Evliya olan zat eli açık ve her an zikirle fikirle geçirmeyi birinci vazife edinmiş zatlardır. Rabbim evlat olmayı evlat olduktan sonrada kıymetini bilmeyi nasip etsin. Dua ile baki selamlar…

 

25 şevval 1436 pazartesi

İstanbul/sultanbeyli

 

İlgili Yazılar